|
ÜMİT KILIÇ?IN BIRAKTIĞI BOŞLUK?
2008 Haziranı?nın 21?i? Çiçekler açmış Anadolu?nun çatısında.
Ardahan baharla ilkyazı buluştururken, kır çiçekleriyle bezetmiş dağlarını.
Sarıçam ormanlarına aşağı pus iniyor. Yaylalarda davul zurna sesleri; Çıldır
gölünde berrak dağ suları çalkalanıyor.
Ah, gözünü sevdiğim umut, ah o mavi mineler gibi parlayan
gözlerde yanıp sönen gülücükler? Neşenin, sevincin, Ümit?in Çıldırısın,
Ardahanısın sen.
Ardahan?da, Dursun Akçam Kültürevi?nde 4. Dursun Akçam Kültür
Sanat Günleri?nin ikinci günündeyiz. Dursun Akçam?ın Kanlıdere?nin Kurtları
adlı romanından uyarladığım aynı adlı oyun oynanıyor sahnede. Oyunun son
sahnesine o yıl içinde yitirdiğimiz Dursun Akçam dostu, dağ rüzgârları kadar
özgür yürekli ve isyankâr insan Kemal Gültekin?i anan parçalar eklemişim. ?Bir
öğretmene rastladım beldede, Kemal?mış adı, Süzgeç diye bir gazete
çıkarırmış? diyor Telli Ana?yı oynayan Dursun Akçam?ın bacısı Adalet
Sarıçam; arkamdaki sıralardan birinden ?Kemal ağabey? diyen bir ses duyuyorum.
Dönüyorum. Hemen boşaltmış mavi gözlerinden duru gözyaşlarını sevgili Ümit
Kılıç.
Oyun bitimine hatta dakikalar sonrasına kadar dinmiyor Ümit?in
gözyaşları ve ayakta alkışlıyor, alkışlıyor, alkışlıyor oyunu.
?Ağbi, eline, yüreğine sağlık, Kemal ağabeyi ölümsüzleştirdin?
diyor Ümit.
Olası mı insanı ölümsüzleştirmek Ümit? Senin için ne yapalım
şimdi?
Sonra bir şekilde yolunu buluyorum, sevgili psikologumuz Cengiz
Şıklı ile karşı karşıya getiriyorum Ümit?i. Cengiz Şıklı Moğol atlılarının at
üstünde bin kilometre yol aldığını, acıkıp susadıkça atının damarından
kırbasına çektiği at kanıyla beslenip yolunu sürdürdüğünü anlatmış ya yıllar
önceki bir Damal şenliğinde, Ümit de binmiş mi o gülen gözleri, o güzel yüzü,
oyuncu yüreğiyle Cengiz?in dalına? O diyaloğ dünya durdukça sürmeliydi
aslında.
?Ola köppoğlu? diyor Ümit, ?hele bırak
bin kilometireyi, min bir ata da Gars?a kadar get daha! Yeyip içmeden? Bir de
atının ganını içeceğimiş? Ola senin palavran batsın??
Cengiz, bir yandan koca gövdesiyle kavga edip alı al moru mor
yanıtlamaya çalıştıkça Ümit?i, onun Terekeme ağzı, gülen yüreği yeni sözler,
söylemler üretiyor, yerlere yatıyoruz gülmekten.
Ah Ümit ah! Hangi bir anıyı aktarayım, hangi kör olası bellek
parçasıyla kavga edeyim senin bıraktığın boşluğu doldurabilmek için.
Dursun Akçamlı, Arif Sağlı Akçakale söyleşilerini mi, devletin
köyünüze atadığı imam için ürettiğin fıkraları mı, hiçbir makamdan, hiçbir
yetkiden yılmamış, insana, doğaya, iyiye, güzele vuran haberci yüreğini
mi?...
Anlatmakla bitmezsin sen Ümit. Artık ne Ardahan eski Ardahan, ne
Çıldır eski Çıldır, ne de o göl eski göl? Balıkların tadı da bozulmuş olacak
artık, rüzgârın neşesi azalmış, dağların beli bükülmüş?
Elbet asacağız gülen bir fotoğrafını Dursun Akçam Kültürevi?nin
duvarına, sevgili Kemal Gültekin?in yanıbaşına ve elbet seni hep anacağız
canımız sağ oldukça, o yapı orada durdukça.
Neye yarar ki, senin hep gülen o mavi gözlerin ve yaşama neşe
katan o sevinçli sesin olmayınca?...
Ömrümüz bir kat daha yetimleşti sevgili Ümit!
Alper AKÇAM
alperakcam@gmail.com
|